İstediğince
yalın görünsün göze,
Kuşkuyla bakın
En küçük bir olaya bile!
Sınayın
gerekli olup olmadığını,
Hele alışılagelmiş türden ise!
Açıkça istiyoruz
şunu sizden:
Sakın doğal bulmayın hep alışılageleni!
Çünkü artık hiçbir
şeye doğal denmemeli;
Şu kanlı kargaşanın, şu düzenli geçinen
düzensizliğin,
Serserice başına buyrukluğun,
Ve insanlarla ilintisini
yitirmiş insanlığın
Egemen olduğu dönemlerde kimse demesin:
Doğaldır bu
olup bitenler; böyle denmesin ki,
İnanılsın her şeyin
değişebileceğine.
Bertolt BRECHT |
|
|
| |
|
|
|
| |
yedi kapılı teb şehrini kuran kim?
kitaplar yalnız
kralların adını yazar.
yoksa kayaları taşıyan krallar mı?
bir de babil
varmış boyuna yıkılan,
kim yapmış babil`i her seferinde?
yapı işçileri
hangi evinde oturmuşlar
altınlar içinde yüzen lima`nın
ne oldular dersin
duvarcılar cin seddi bitince?
yüce roma`da zafer anıtı ne kadar çok!
kimlerdir acaba bu anıtları dikenler?
sezar kimleri yendi de kazandı bu
zaferleri?
yok muydu saraylardan başka oturacak yer
dillere destan olmuş
koca bizans`ta?
atlantik`te, o masallar ülkesinde bile,
boğulurken
insanlar
uluyan denizde bir gece yarısı,
bağırıp imdat istedilerdi
kölelerinden.
hindistan`ı nasıl aldıydı tüysüz iskender?
tek başına mı
aldıydı orayı?
nasıl yendiydi galyalılar`ı sezar?
e bir ahçı olsun yok
muydu yanında?
ispanyalı filip ağladı derler
batınca tekmil filosu.
ondan başkası ağlamadı mı?
yedi yıl savaşı`nı ıı. frederik kazanmış?
yok muydu ondan başka kazanan?
kitapların her sayfasında bir zafer
yazılı.
ama pişiren kimler zafer aşını?
her adımda fırt demiş fırlamış
bir büyük adam.
ama ödeyen kimler harcanan paraları?
işte bir sürü
olay sana
ve bir sürü soru.
Bertolt BRECHT
|
Bütün
dünya bir oyun sahnesidir..
Kadın , erkek bütün insanlar da sadece oyuncular
.
Her birinin giriş ve çıkış zamanları vardır .
Perdeleri yedi çağ olan
oyunda insan birçok roller oynar .
İlk önce sütninesinin kollarında ağlayan ,
salyalarını akıtan bebektir .
Sonra sızıldayan , çantası ve tertemiz
sabahlık yüzüyle isteksiz isteksiz sümüklü
böcek gibi sürünerek mektebe giden
mektepli .
Sonra fırın gibi derinden nefes alan , sevgilisinin kaşına destan
yazan aşık .
Sonra garip küfürler savuran pars sakallı , şerefi üstüne
titreyen , çabuk kızıp
kavgaya girişen , su kabarcığından farksız şöhreti
hatta top ağzında bile arayan asker.
Daha sonra hürmetli yuvarlak göbeği
besili bir piliçle astarlanmış , bakışı sert ,
sakalı usulünce kesilmiş ,
arifane hikmetleri ve harcıalem misalleri bol hakim .
Böylece rolünü oynar
..
Altıncı çağ , burnunda gözlük , yanında kese , eskimeden saklanmış
pantolonu
sıska bacaklarına büsbütün bol gelen , vücudu kupkuru , ayağı
terlikli soytarı
halini alır .
Kalın erkek sesi tekrar çocuk sesi gibi
incelerek düdük sesine döner .
En sonuncusu , bu garip ve heyecanlı hikayeyi
sonuçlandıran sahne ,
ikinci çocukluktur , tam bir unutulmadır : Dişsiz ,
gözsüz , tatsız ,
hiçbir şeysiz.
Shakespeare
|